26 Ocak 2012 Perşembe

Şahane Giysi Odaları

Neyiniz var neyiniz yok bilmediğiniz için sürekli gereksiz alışveriş mi yapıyorsunuz? O zaman size biraz düzen gerek...(Bunun için de uygun alan sanırım :) )

Normal insanların son aklına gelen bölümdür belki ama bana yeni ev dendiğinde önce kocaman bir giyinme odası tasarlıyorum kafamda...İsteyen kokoş, isteyen daha sakin düzenlesin ama benim aklımda tüm uçuk düşlerimin gerçekleştiği bir giyinme odası beliriyor.

İçinde ünlülerin evlerinden de kareler olan birkaç örnek paylaşıyorum sizinle...

Mariah Carey üstadımızsın...  :))




ve diğerleri...






















    Khloe'ninkileri de tuttum, hemen altta;





25 Ocak 2012 Çarşamba

ABD için vize almanız gerekiyorsa...



Mevsime aldırmadan 10 günlük bir New York gezisi planladık.Vize almalıydım.
ABD için ilk kez başvuru yapacaktım.Önceleri çok zorluk çıkarıldığı söylentileri nedeniyle biraz gergindim.Ama içimden bir ses de 'gidip bol bol para harcayacağım, daha ne isterler ki, kırmızı halıyla karşılamaları gerekir hatta' falan diyordu. Artık kafamda nasıl kurguladıysam; beni açık renk döşemeli, şık bir odaya alacaklarını ve uzun uzun konuşturacaklarını sanıyordum (hayalgücüme hayranım)..İstinye'de başkonsolosluğa gelince bir baktım resmen bir kale kurmuşlar.İçinde kendi cumhuriyetlerini ilan etseler yeridir.O hayallerimdeki beyaz sarayı andıran, klasik ve şık bina yerine betonarme bir kaleyle karşılaştım velhasıl..Kapıdaki sırada bir polis elektronik olup olmadığını kontrol için çantalarımıza baktı ve diğer giriş kapısındaki sıraya geçtik.Neyseki binanın içine girerek güvenlik kapısından geçip, asansöre bindik.




Asansörle resimde soldaki kule gibi kısma çıktık.Oradan sıra numarası almak için salona yürüdük.Banka gibi bir yerdi.Ama yan yana sıralanmış gişeler bankalardan farklı olarak tamamen zırhlı camlarla kaplıydı.Görevliler camın arkasından mikrofon ile konuşuyorlardı.Burada aldığınız sıra numarasıyla 3 kez çağrılıyorsunuz.İlkinde pasaportunuzu alıyorlar, bir süre bekledikten sonra başka bir gişeden çağrılıyorsunuz ve parmak iziniz alınıyor.Sonra yine uzun bir bekleyiş...Nihayet son pencerede tekrar sıra numaram yandı ve ''konuşma'' anı başladı. Görevlilerin geneli güler yüzlü ve canayakındı.Benim görüştüğüm görevli ekrandan form bilgilerimi takip edip notlar alırken benimle 'türkçe' sohbet etti.Sorduğu sorulara ingilizce cevap vermem için bir teşvikte bulunmadı ama ben anlayabilmesi için bir iki yerde ingilizce açıklama yaptım.Ekrandaki bilgilerden ve konuşmamızdan tatmin olmuş olacak ki, diğer evraklarımı görmek istemedi bile.Eşim büyük bir titizlikle tedarik etmişti hepsini oysa ki...Neyse kısa sürdü, iyi yolculuklar lafını duyunca çok rahatladım.Kargo masasına geçip adres veriliyor ve ödeme yapılıyor.
Sonrası ''Allahaısmarladıııkkk'' :))






Ben bu vize randevusu öncesi, internette epey taradım ama tatmin edici bir blog yada açıklama bulamadım.Bunu yaşadığım için de kendi deneyimimi herkesle paylaşmak istedim.Umarım ihtiyaç duyan ve merak edenlere faydalı olur..
İyi Şanslar!

Arada bir arşınlamak lazım İstanbul'u...























Penceremden günbatımı...


22 Ocak Pazar....
Üf canım sıkılıyordu evde, yegane aktivitem şipşakçılığa başladım yine...
Şu işin bi eğitimini falan almam lazım, çok keyif alıyorum zira...